Ana içeriğe atla

Kayıtlar

En son yayınlar
ÇALIŞAN YA DA EV HANIMI DEĞİL SADECE “ANNE” VARDIR


Sosyal medyada sık sık paylaşılan özür dilerim yavrum diye başlayan paylaşımlar görüyorum. İşe giderken çalışan annenin sıkıntısını, çocuğundan ayrılışını anlatıyor kısa yazının özü. Üzgünüm ama şiddetle karşıyım bu tarz paylaşımlara. İzinden dönmek üzere olan, ya da hamile olan, çalışan anneler bu tarz şeyleri görünce neden üzülsün. Durumu fark edemeyecek kadar hassas bir dönemden geçiyor, kendini suçlu hissediyor. İş mi ev mi, çalışırsam ne olur, çalışmazsam ne olur diye düşüncelerdeyken ihtiyacı olan şey destektir, köstek değil.
Yeni izinden dönen, ya da hamile ve doğum izninden sonra çalışmaya başlayan anneye mektubum olsun bu yazı.
·Ben hiç annesi çalıştığı için kötü büyüyen bir çocuk görmedim. Doktorlar, hemşireler, öğretmenler, sanatçılar, özel sektör çalışanları, herkes çalışıyor.
·Üzülecek bir şey yok aman üzülme demek belki çok saçma bu yüzden elbette üzül ama abartma. Üzüntün işe gitmek için çocuğundan ayrılmak olsun.
·Çocuğumla…

UMUT DOLU YILLARDA KADINLAR VE ÇOCUKLAR

UMUT DOLU YILLARDA KADINLAR VE ÇOCUKLAR

Başladı ve bitti yılbaşı hediyeleri, indirimleri, reklamları, telaşları…
Hayat akarken arada aklımıza memleket meseleleri geliyor. Sosyal medya gazıyla bir dolu paylaşımlar, paylaşanın kim olduğunu, kimin yazdığını bilmeden üstelik. Baba yiğitliğin bittiği bir ara dönüp tekrar mini minnoş günaydınlar, hayırlı cumalar, mutlu hafta sonları mesajlarıyla evrene pozitif enerjiyi verme çabaları.
Fazlasıyla sahte değil miyiz sizce? En son ne zaman bir konu hakkında derin araştırma yaptın, gazete, kitap okudun diye sorsanız sokakta geçen ilk yirmi kişiye, emin olun sonuç hüsran olacaktır. Eleştirmek için değil, üzüldüğüm için belirtme ihtiyacı duyuyorum.
Kadınların her türlü şiddete uğradığı ve modernleştiğimizi düşündüğümüz zamanda şiddet oranının tavanlara çıktığı dönemdeyiz ama hala yılbaşı telaşımız var, olsun tabi karşı değilim… Şiddetin anlamı, sadece fiziksel saldırı değildir. Bakın aşağıdaki meselelerle ilgili hiçbir soru bir erkeğe yöneltilmez ve…

SEVGİLİ YENİ YIL

Yılın son kahvesi, son çayı, son iş günü, yeni yılın ilk iş günü, ilk kahvesi, ilk gezmesi paylaşımları bitti. 1 günlüğüne her şeyi unuttuk ve umut dolu saatler geçirdik. Neler götürdün 2017, neler getireceksin 2018 demeyi bu konuda da uzun uzun yazmayı, düşünmeyi istemiyorum. 2017 neler götürmüş umurumda bile değil… Ben koca yıl neler başarmışım, kimlere destek olmuşum, kimlerle yeni dostluklar kurmuşum, kimlerin yaptığı işlere hayran kalmışım, ailem için neler yapmışım ve en önemlisi oğluma katkım ne olmuş, işte bunlar çok önemli benim için. İnsan sadece kendisi için yaşayınca değil de başkaları için hatta hiç tanımadığı insanlar için de bir şeyler yapınca inanılmaz huzur doluyormuş. Başkaları için de çalışmayı deneyin, kaybedecek bir şey yok merak etmeyin.
Bana geçen yılların kazandırdığı en büyük tecrübe; yüzü gülen, her daim kahkahaları havada uçuşan insanların içinde büyük hüzünlerin olduğu, çok zengin, sağlığı yerinde insanların ne sıkıntısı olacak ki hali vakti yerinde sağlığı …

KIZ İŞİ – ERKEK İŞİ

Cinsiyetlerimizle birlikte üstümüze yapışmış etiketler vardır. Karşımızdaki ne yapabileceğimizi bilmeden, bizi tanımadan hunharca bu etiketleri yakıştırmaktan geri duramaz.

·Elinin hamuruyla erkek işine karışma sen.
·Biraz kadın ol geride dur.
·Kız gibi ağlama.
·Karı gibi kıvırma.
·Ev işi kız işidir.
·Erkek adam pembe giymez.
·Kız çocuğun varsa prenses, erkek çocuğun varsa kral kıyafetleri, taçları seçilmelidir.
Uzar gider liste. Bu listenin hayata geçirilmiş bedenlerin büyüdüklerinde karşılaştıkları sorunlarda sebep aramak yerine çocukluklarına inilmesi gerekir…
·Oğlumuzun karısına yardım etmesini, kibar davranmasını ve mutlu olmalarını istiyoruz. Ama küçükken kız kardeşinin abisine su götürmesi, abisinin yatağını toplaması gerektiğini, misafir geldiğinde sadece kızların anneye yardım edebileceğini söylemiştik.
·Kadının kocasından bir adım geride durması, kararlar verilirken ilk önce erkeğe sorulması şartı vardı.
·Küçücükken oğlumuz ağladığında, her seferinde kız gibi ağlama diye tepki göste…

İÇİMDEN GELDİĞİ GİBİ

Konunun başlığının ne olduğunu bilmeden başlıyorum yazmaya. Bu aralar ruhum kıpır kıpır çünkü. Yazının sonunda başlığını düşünürümJ.
Garip bir enerji var üstümde. Böyle sürekli yazmak, okumak ve bildiklerimi anlatmak derdine girdim. Gökhan çok kızar bazen. Boşver insanlar kötü niyetli, herkes kendi öğrensin ne bilmek istiyorsa diye uyarır. Pek bu konuda dinlemem onu ama genelde haklı çıkarJ. Gökhan kim mi? Öyle kocişkom, aşkitom falan gibi minnoş kelimeler kullanamayacağım kendisi için. Hayat arkadaşı demeyi daha çok severim. Çok anlamlı gelir bana, böyle bütün cici kelimelerin anasıymış, babasıymış gibi… Çok fena tartışırız ama sanırım en uzunu 1 saat falan sürer. Her ne söylersek birbirimize kızgınlık anında söylediğini biliriz. Hani ciğerini bilirim ben onun derler ya, hah işte aynen öyle. Çok garip Gökhan’ı anlatmak için başlamamıştım ama nasıl geldiysem burayaJ.
Çalıştıkça karşılığını alınca insan çok mutlu oluyormuş. Mutlu karşılığın adı, ilk önce manevi sonra maddi. Bir teşekkür…

Helikopter Ebeveyn

Yeni nesil çocukları anlatmaya gerek yok, çocuğu olan da olmayan da anlayabiliyor nasıl bir nesil yetiştiğini. Hani şu ‘şimdiki çocuklar fena, annelerinin karnında zekâ küpü doğuyorlar’ dediğimiz nesil. Hızlarına yetişmek imkânsız değil ama emek istiyor :). Eskidenmiş o ‘çocuktur öyle böyle büyürler’ .
Çocukların hızına yetişmek için biz ebeveynler de durumu bazen abartıyoruz. Bize bu durumdan dolayı helikopter diyorlar haberiniz var mı :) ?  Parçalıyoruz kendimizi mutlu olsunlar diye…
Durun durun!  İlk önce çuvaldızı kendime batırayım.
Göktuş'a 6 aylıkken oyun masası almıştım canı sıkılmasın diye:). Şimdi yazarken gülüyorum halime. 6 aylık çocuğun canı sıkılma ihtimali… Aklımca çocuğum mutlu olacak ve ardı arkası kesilmedi oyuncak alımlarının. Amacımız Göktuğ’u mutlu etmekti, anlık oldu. Sonucu doyumsuzluğa doğru gitmeye başladığını anlayınca frene bastım. Geç değil ama zor oldu. Aldıklarınla mutlu olmayan, henüz yeni alınan bir talebi elindeyken, güzel ya da çirkin farklı şeylere k…